İnsanda bulunan adına nefis denen varlığı tanımlarken birçok şey söylenebilir. Bunlardan biri de şöyle olabilir:
“Nefis, insanın içindeki güdülerdir. Bu güdüler ise bedenin istekleri ve kişinin duygularıdır. İnsan, bu güdü ve duygularla hayatını sürdürür. Ki buna da mecburdur. Yani nefsiyle beraber yaşamaya mahkûmdur. Onu atamaz, bir kenara koyamaz. Öyle veya böyle onunla yaşayacaktır. Mukadderat böyledir.”
Peki beraber hayat süreceğimiz bu nefis ile nasıl iyi geçinilebilir? Ben nefis denen varlığı anlamaya çalışırken bir noktada onu ateşe benzettim. Şöyle ki ateş, insanlar için hem çok faydalı hem de çok zararlıdır. Ateşi kontrollü kullandığımızda ondan fayda görürüz. Yemekler pişirilir, ısınılır vesaire. Lâkin aynı ateş kontrolümüzden çıktığında ise onun zararlarına maruz kalırız. Bunun en bariz misali çıkan yangınlardır. Böyle bir ateş insanları korkunç bir şekilde öldürebilmektedir. Nefis de aynı bu ateş gibi insanın kontrolünde, yani aklın idaresinde olursa onun faydalarını görürüz.
Yani insan bu nefis ile dünya işlerini görür, bedeninin ihtiyaçlarını karşılar, ibadetlerini yapar. Aklın idaresinden çıkan nefis ise yangın gibi zararlı olur. Kontrolden çıkan bu nefis haddini aşar ve insanı günahlara sürükler. Hem kendine hem de başkalarına zarar verir. Nefsin içyüzü en yalın hâliyle bu şekildedir.
Yüce dinimiz İslamiyet de nefsin kontrol altındaki bir ateş gibi aklıselimin idaresinde kullanılmasını emretmiştir. Bunun içindir ki onu yok saymak da fazla yüz vermek de doğru değildir. Âdem aleyhisselamdan beri semâvî dinlerin temel mesajı ve isteği budur.
Özcan Emir
-55 yıllık ses, göz, söz!-
Seçtim seni sesler arası sesten
Gördüm seni gözler arası gözden
Sevdim seni sözler arası sözden
Türkiye gazetem, nefesimsin sen
Büyük Türkiye’mde huzurumsun sen
Saygıya açılan yolda sen varsın
Sevginle tebessüm ülkemi sarsın
Bu güvenle ki sen öyle bir yârsın
Türkiye gazetem, nefesimsin sen
Büyük Türkiye’mde huzurumsun sen
Lekesiz, saf, temiz anne sütüsün
Lezzette, kıvamda petek balısın
Türkiye'm durdukça yaşamalısın,
Türkiye gazetem, nefesimsin sen
Büyük Türkiye’mde huzurumsun sen
Kaynağından içtim, memba suyusun
İlk günkü safiyet, hâlâ durusun
Büyüğümden gelen, pek hoş bir bûsun
Türkiye gazetem, nefesimsin sen
Büyük Türkiye’mde huzurumsun sen
Rıdvan Üzel
Türkiye’de yetiştiği yerler: Marmara ve Ege bölgesinde bahçelerde yetiştirilir. Haziran-temmuz ayları arasında, mavi-mor renkli çiçekler açan, 50-150 cm boyunda çok senelik otsu bir bitki. Killi, kumlu ve rutubetli topraklarda yetiştirilir. Gövdeleri dik, kuvvetli, sert ve boyuna olukludur. Yaprakları sapsız, büyük, uzun-oval ve parçalıdır. Çiçekler üst yaprakların koltuğundan çıkan, uzun sapların ucunda büyük başçıklar hâlinde toplanmıştır. Çiçek tablası etlidir. Hepsi tüp şeklinde olan çiçekleri ve bunların aralarında bulunan tüyleri taşır.
Kullanıldığı yerler: Bitkinin sebze olarak kullanılan kısmı, çiçek tablası ile taze dip yaprakları ve kökleridir. Yapraklar ve kökte eynarın isimli acı bir madde, inulin, tanen ve filavon bünyesinde bir glikozit vardır. Taze yaprak ve köklerinden yapılan hulâsa ve taze yapraklardan hazırlanan çay, safra çoğaltıcı ve idrar arttırıcı olarak karaciğer hastalıklarında kullanılır. Kanda kolesterini azaltır. Ateş düşürücü ve iştah açıcı tesirleri vardır. [Rehber Ansiklopedisi]
Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...